Biyologların Sorunları

1) Sağlık Bakanlığı, biyologları aldıkları eğitimden dolayı tam olarak sağlık personeli olarak görmediğini düşünerek 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’da biyologlara yer vermemektedir. Bu nedenle biyologların görev, sorumluluk ve yetkileri tam olarak belirtilmediği için biyologlar, Sağlık Bakanlığına ait hastane ve laboratuvarlarda ve ayrıca özel sektöre ait sağlık kuruluşlarında çok büyük problemler yaşamaktadır.

2) Sağlık Bakanlığı tarafından 22.05.2014 tarih ve 29007 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Meslek Mensupları İle Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik gereğince sağlık meslek mensupları ile sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının iş ve görev tanımları yapılmıştır. Bu Yönetmelikte biyologların tam ve açık olarak iş ve görev tanımları yapılmadığı için özel hastane ve laboratuvarlarda çalışmasını engellemiş durumdadır. Çünkü biyologlar, bu yönetmelikte sadece ar-ge çalışanı olarak gösterilmiştir. Halbuki biyologlar, Avrupa Birliği ülkelerinde sağlık sektöründe araştırma, geliştirme, hizmet vb. birçok görevi yapmaktadır.

3) Sağlık Bakanlığı tarafından 09.10.2013 tarih ve 28790 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Tıbbi Laboratuvarlar Yönetmeliği gereğince biyologlar devlet ve vakıf üniversiteleri, kamu kurum/kuruluşları ile özel hukuk tüzel kişilerine ve gerçek kişilere ait tıbbi laboratuarlarda görev yapamaz duruma gelmişlerdir. Çünkü, bu yönetmelikte tıbbi laboratuvarlarda görev yapan personel arasında biyologlara yer verilmemiştir. Gelişmiş ülkelerde tıbbi laboratuvarlarda test edilecek numunelerin alınmasından ve sonuçların doğru yorumlanmasından biyologlar sorumludur. Bu Yönetmelik yayımlandıktan sonra birçok meslektaşımız özel hastanelerden ve laboratuvarlardan işten çıkarılarak mağdur edilmişlerdir.

4) Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan Genetik Hastalıklar Tanı Merkezleri Yönetmeliği, Özel Hastaneler Yönetmeliği, Geleneksel ve Bitkisel Tıbbi Ürünler Yönetmeliği’nde biyologlara yer verilmemiştir. Halbuki, bu çalışma alanları ile ilgili olarak biyologlar öğrenimleri sırasında gerekli bilgi ve becerileri kazanmışlardır.

5) Sağlık Bakanlığı tarafından 18.07.2009 tarih ve 27292 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği’ne Geçici 4. Madde eklenerek (19/3/1927 tarihli ve 992 sayılı Kanun hükümlerine göre veteriner, eczacı ve kimyager olanlar, kendi alanlarına ilişkin düzenleme yapılıncaya kadar tıbbi biyokimya ve tıbbi mikrobiyoloji alanlarında TUS’ta başarılı olmaları kaydıyla uzmanlık eğitimi yapabilir) yönetmelikten biyologlar çıkarılmışlardır. Halbuki, biyokimya ve mikrobiyoloji biyolojinin temel derslerindendir.

6) 13.06.2010 tarih ve 27610 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan 5996 nolu Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda Ve Yem Kanunu Biyologların gıda sektöründe çalışmalarını durdurma noktasına getirmiştir. Çünkü Kanun, Biyologların birçok gıda ile ilgili işletmede istihdam edilmesinin önünü nerdeyse kapatmıştır. Ayrıca, bu Kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmelikte (Gıda ve Yemin Resmi Kontrollerine Dair Yönetmelik, Bitki Koruma Ürünü Üretim Yerleri Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik, Bitki Karantinası Fümigasyon Yönetmeliği, Bitki Koruma Ürünlerinin Ruhsatlandırılması Hakkında Yönetmelik, Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması İle Depolanması Hakkında Yönetmelik, Tohumluk Kontrolör Yönetmeliği) biyologlar görmezden gelinerek, tamamen gıda sektöründen dışlanmış durumdadırlar. Biyologlar, eğitimleri sırasında gıda ile ilgili birçok dersler almaktadır ve gıda alanında çalışacak yetkinliğe sahiptirler. Gıda sektörü, biyologların çalışacağı iş alanları arasında ilk beşin içinde yer almaktadır.

7) 23.08.2016 tarih ve 29810 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan (Gümrük ve Ticaret Bakanlığından) Gümrük ve Ticaret Denetmenliği Yönetmeliği’nde denetmen yardımcılığı giriş sınavına başvurabilecek meslek grupları arasında biyologlara yer verilmemiştir. Gelişmiş ülkeler flora ve fauna kaçakçılığını şu yollarla gerçekleştirmektedir: Araştırma merkezlerinde çalışan biyolog, çevre mühendisi, ziraat mühendisi, peyzaj mimarı gibi doğa casusları turist kimliğiyle ülkemize gelmekte, ilgili habitatlara ulaşıp bitki ve hayvan türlerimizi toplayarak veya toplatarak kaçırmaktadır. Dışişleri Bakanlığının izniyle Türk üniversitelerinin gözetimindeki doğa araştırmalarına katılan bilim adamları topladıkları bitki ve hayvan türlerini ülkelerine götürebilmektedir. Ülkemize turist olarak gelen amatör koleksiyoncular, kişisel koleksiyon oluşturmak amacıyla bitki ve hayvan türlerimizi toplayarak veya toplatarak kaçırmaktadır. Bu konuların tamamı biyologların uzmanlık alanına girmektedir. Kaçakçılığı önleyebilmek için alınması gereken tedbirler arasında, sınır kapılarında dikkatli olmak ve buralarda uzman biyologlar istihdam edilmesi gerekmektedir.

8) Biyologlar, 1985-86 yılından önce Fen/Fen-Edebiyat Fakültelerinin bölümlerinden dört yıl okuyarak mezun olan (Fizik, Kimya, Matematik, İstatistik vb.) temel fen bilimciler gibi Teknik Hizmetler Sınıfında istihdam edilirken ve tüm haklardan eşit olarak yararlanırken; daha sonra son derece yanlış ve hangi nedenle olduğu kesin olarak anlaşılamamış eksik bir yaklaşımla biyologların sadece Sağlık Hizmetleri Sınıfında hastanelerde görev alabilecekleri şeklinde bir yasal düzenlemeyle sınırlandırılmışlardır. Halen Sağlık Bakanlığı’nda sağlık hizmetleri ile ilgili eğitimleri olmadığı savunulurken Maliye Bakanlığı da tam aksini yani “Üniversitelerin mesleki sağlık eğitimi veren Fen ve Fen-Edebiyat Fakülteleri Biyoloji bölümleri” ibaresini kullanmakta ve savunmaktadır. Oysa Biyoloji bölümleri mezunları doğada saha çalışmaları başta olmak üzere öncelikle “Teknik Hizmet veren” bir eğitim-öğretim görmektedirler. Üstelik yine Maliye Bakanlığı’nın görüşü doğrultusunda “Teknik Hizmetler Sınıfında yer alan Kimyager ve Fizikçiler de Sağlık Bakanlığında istihdam edilmelerinin yanı sıra sağlık alanında farklı nitelikli görevleri yerine getirmektedirler” görüşü ile Biyologlar Teknik Hizmetler Sınıfı’na geçtikleri takdirde yine sağlık kurum ve kuruluşlarında görev alabileceklerdir.

9) Biyologların Sağlık Hizmetleri Sınıfında çalışmaları ile ilgili düzenleme hem Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, hem Orman ve Su İşleri Bakanlığı, hem Çevre Bakanlığı, hem de diğer çeşitli bakanlıklara bağlı olarak çalışan Biyologların yetki ve sorumluluklarını kısıtlamış; hem 2 yıllık meslek yüksek okulu mezunları gibi maaş almaya başlamışlar hem de aynı fakültenin diğer bölümlerinden mezun olan Fizikçi, Kimyager, Matematikçi ve İstatistikçi kadrolarında istihdam edilenlerle aralarında özellikle derece, ek gösterge ve özel hizmet tazminatları yönünden ciddi bir uçurum oluşmuştur. Aynı fakültenin farklı bölümlerinden mezun olanlar arasında büyük bir eşitsizlik doğmuştur.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve DSİ gibi birçok kamu kurumunda görevli olan meslektaşlarımız aynı işi yapan diğer lisans mezunu (veteriner, mühendis vb.) meslek gruplarından 650-700 lira daha düşük maaş olmaktadırlar. Bu unvandaki mesleki gruplar gibi biz biyologlarında ek göstergesi 3600 olup, ek göstergenin kamuda bir statü belirteci olduğunu dikkate alırsak bu eşitliğin aldığımız maaşlarda da olmasını beklemek gayet makul bir istektir. Biz biyologların beklentisi ‘eşit işe eşit ücret’ tanımıyla tamamen örtüşen, meslek onurumuzu korumak adına yapılması zorunlu olan, bizlerin kamuda verimliliğini artırıp kamu yararının da sağlanacağı bir düzenlemedir. Bahsedilen meslek gruplarıyla ücret farkımızın nedeni özel hizmet tazminatı ve 666. sayılı kanun hükmünde kararnamedeki ek ödeme katsayılarımızdır. Ayrıca, biyologlar mühendisler vb. meslek grupları ile birlikte arazi çalışmalarına katılmalarına rağmen, bu meslek grupları arazi tazminatı alırken biyologlar herhangi bir arazi tazminatı alamamaktadır. Biyologların kamuda, bu derece mağdur edilmesi moral-motivasyon anlamında bizleri oldukça olumsuz etkilemektedir. Adeta ‘öğrenilmiş çaresizlik’ psikolojisi tüm meslektaşlarımız tarafından yaşanmaktadır.

Buna ek olarak Fen Fakülteleri ve Fen-Edebiyat Fakültelerinin tüm bölümleri kendi mezunlarını kadro ve unvanlarıyla istihdam edebilirken yani Fizik Bölümlerinde “Fizikçi”, Kimya Bölümlerinde “Kimyager” kadroları bulunurken “Biyolog” kadroları sadece Sağlık Hizmetleri Sınıfı ile ilgili alanlara verildiğinden Biyoloji bölümleri mezunlarını “Biyolog” kadrosunda istihdam edemez hale gelmişlerdir. Yani Türkiye’de kendi mezun ettiği unvan ile eleman alamayan tek bölüm “Biyoloji Bölümleridir”.

Biyologların ister Sağlık Hizmetleri Sınıfında isterse Teknik Hizmetler Sınıfında istihdam edilsin, hastanelerde çalışmalarında bir engel yoktur. Ancak diğer bakanlıkların bünyelerinde de aldıkları eğitim-öğretim ve ilgili bakanlıklardaki gereksinim doğrultusunda istihdam hakkının elde edilebilmesi ve ek olarak özel sektörde de yer alabilmeleri halen ülkemizde bulunan ve sayıları 125.000’in üzerinde ve çoğu işsiz ya da gizli işsiz olan Biyologları son derece rahatlatacaktır. Bunun en tipik örneği Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’dır, 2012 yılında gereksinim duyduğu 85 Biyolog için mecburen 4B statüsünde kadro ilan etmiştir.

Bugün Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı vb. kurum ve kuruluşlarla yaptığımız çeşitli görüşmelerde özellikle bakanlıkların Ar-Ge birimlerinde biyologların mutlaka bulunması gerektiği, araziye çıkıldığı zaman biyologlara çok gereksinim duyulduğu gerçeği ifade edilmektedir. Keza ilgili bakanlıklar çeşitli zamanlarda yapılan toplantılara biyolog akademisyenleri çağırmakla birlikte genelde bu geçici bir çözümden öteye gitmemektedir.

10) 2011 yılında Resmi Gazetede yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname ile üniversite hastanelerinde çalışan tüm 4B statüsündeki sözleşmeli personel 657’ ye tabi tutularak kadro verilmiştir. Bu sözleşmeli personeller arasında görev yapan biyologlarda, kendi unvanları olan biyolog kadrosunu almışlardır. Ancak, sözleşmeli olmayan laborant kadrosunda çalışan biyologlara biyolog kadrosu verilmemiştir. Üniversiteler unvan değişikliği için birkaç kez sınav açmıştır, fakat açtığı kadro sayıları 2 veya 3 ile sınırlı kalmıştır. Halbuki, üniversite hastanelerinde biyolog kadrosu bekleyen yüzlerce kişi bulunmaktadır.

Ayrıca, yukarıda bahsedilen aynı sorun SSK hastanelerini devralan Sağlık Bakanlığı hastanelerinde çalışan biyologlar içinde geçerlidir. Bu hastanelerde görev yapan meslektaşlarımız laborant kadrosu ile sözleşmeli personel olarak işe başlamışlar, daha sonrada biyolog unvanlı olmalarına rağmen, laborant kadrosu verilmiştir. Aynı zamanda SSK hastanelerinde kadrolu olarak göreve başlayan biyologların da çoğu laborant kadrosu ile göreve atanmışlardı. Sağlık Bakanlığı’na devrolurken de yine laborant kadrosu ile devredildiler. Mezuniyet (diploma) unvanı biyolog olan ve göreve atanan ister sözleşmeli olsun ister kadrolu olsun biyologlar, laborant kadrosu ile göreve başladılar ve bu kadroda kaldılar.

Bu durumdaki meslektaşlarımız kişisel olarak haklarını aramak için çeşitli kurumlara başvurdukları zaman “Görevde yükselme sınavına hiç girmemiş olduğunuz tespit edilmiştir.” şeklinde cevaplar almışlardır. Halbuki, meslektaşlarımızın göreve başladıkları zaman mezuniyet (diploma) unvanları laborant değildi, fakat buna rağmen laborant kadrosu ile işe alınmışlardı. Dolayısıyla, mezuniyet (diploma) unvanları biyolog olan meslektaşlarımızdan biyolog kadrosuna geçebilmeleri için görevde yükselme sınavına girilmesi talebinde bulunulması haksızlıktır.

11) Sağlık Bakanlığı’na laborant, hemşire vb. kadrolarında atanarak memur olan, çalışırken biyoloji bölümünden mezun olarak biyolog unvanını elde eden, ancak unvan değişikliği yapılmadığından biyolog kadrosuna geçemeyen yüzlerce biyolog bulunmaktadır.

12) Kamuda KPSS sonucunda Sağlık Bakanlığı’na bağlı sağlık kurumlarında görev alacak biyolog sayısı da her geçen yıl giderek azalmaktadır. Son dönemlerde hastanelerde istihdamları noktasında da ciddi sıkıntılar doğmuştur, özellikle özel hastaneler ve laboratuarlar 4 yıllık fakülte mezunu biyologların yerine daha cüzi ücretlerle 2 yıllık Sağlık Meslek Yüksek Okulları mezunlarını çalıştırmaya başlamışlardır. Sağlık Bakanlığında görev yapan biyologlar yardımcı sağlık personeli statüsünde sayılmakta birçok sektörde ise yasal düzenlemeler yapılmadığından asgari ücretlerle çalıştırılmakta ve haksızlığa uğramaktadırlar.

Buna ek olarak 30.04.2012 tarihinde Sağlık Bakanlığının sorusu üzerine YÖK tarafından üniversitelere de gönderilen bir yazı ile “Sağlık Bakanlığına bağlı insan sağlığında hizmet veren tıbbi laboratuarlarda (mikrobiyoloji veya biyokimya) ve merkezlerinde diğer bazı 4 yıllık fakülte mezunları ile birlikte Biyoloji Bölümü mezunlarının da 2 yıllık yüksek okul mezunu Tıbbi Teknikerlerle aynı işi yapabileceklerine” dair alınan kararı iletmiştir. Adı geçen birçok en az 4 yıllık bölüm mezunlarının 2 yıllık meslek yüksek okulu mezunlarıyla eşdeğer görev almalarını savunmak çok büyük bir yanlışlıktır.

13) Bilimin ve teknolojinin hızla geliştiği ülkelerde yüzyılın mesleği olan biyoloji bilim dalının ve biyologların; ülkemizde neredeyse hiçbir değerinin olmadığı, öğrenciler ve çalışanlar, boşta kalanlar ve bu bölümü daha sonra seçecek olan gençlerimizce gözde bir meslek olmadığı gibi yanlış ancak düzeltilebilir bir kanı, kamuda çıkan mevzuat ve uygulamalarla giderek artmaktadır. Öğrencilerimizin ve öğrenci adaylarımızın gelecek kaygılarını giderecek hukuki iyileştirmelerin yapılması için adım atılması gerekmektedir.

14) Biyologların faaliyet göstermeleri gereken alanlar maalesef başka meslek grupları tarafından adeta işgal edilmektedir. Öğretim programlarında biyoloji veya ilgili bir ders alan herkes kendisini bir biyologun yapabileceği her şeyi yapabilir sanmakta, kurum ve kuruluşlar da bu durumu teşvik etmektedir. Bu düşünce tarzı giderek özel sektörde de yaygınlaşmaktadır.

Yazan: Dr. Yalçın DEDEOĞLU