Paleontoloji & Evrim

Geçmişe Dair Vizyonumuzu Geliştirmek

Geçmişe Dair Vizyonumuzu Geliştirmek


Karmaşık gözüyle bir fosil trilobit. Bu antik hayvanların, birçok modern artropod gibi asgari dört opsine sahip olduğu ve dolayısıyla renkleri görebilmeleri gerektiği anlaşılmıştı. 

Görsel Kredi: University of Bristol

Bristol Üniversitesi’deki araştırmacılar önderliğinde yönetilen uluslararası bilim insanı grubu, antik hayvanların fosil ve genetik çalışmalarını birleştirerek dünyayı nasıl gördüklerini açıklamışlardır.

Kambriyen devrinde 500 milyon yıl önce yaşamış olan böcek ve kabukluların ataları, en erken aktif yırtıcılardan bazılarıydı, ancak gözlerinin avlanma için nasıl evrimleştiği hakkında pek fazla şey bilinmemektedir.

Proceedings of the Royal Society B’de yayınlanan çalışma da, fosil ve genetik verilerin birlikte değerlendirildiği uzun zaman önce nesli tükenmiş türler hakkında daha önce erişilemeyen ve heyecan verici sonuçların alınabileceğini göstermektedir.

Görme pigmentlerin genetik ipuçlarının yanı sıra, fosillerin gözlerinin morfolojik özelliklerini inceleyen, Bristol Üniversitesi’nden Davide Pisani, Yerbilimleri Okulu’nda Filogenetik Profesörü, Nicholas Roberts ise Biyoloji Bilimleri Yüksekokulu’nda Duyusal Ekoloji Profesörü arasındaki işbirliği ile yürütülen proje, dünyanın dört bir yanından gelen İngiltere’den, Danimarka, İtalya, Kore ve Japonya’dan bilim adamlarını aldı. Dr. Fleming, doktora sonrası araştırmacı olarak çalışmaya dahil oldu. Her biri bu multidisipliner çalışmaya kendi uzmanlıklarını kattı, genetik, vizyon, taksonomi ve paleontoloji bilimlerinden faydalanıldı. Disiplinler arası bu ekip, daha karmaşık gözlere sahip eski yırtıcı hayvanların renk görme olasılığının yüksek olduğunu bulmuşlardır.

Farklı görme pigmentlerinin ortaya çıkış zamanını hesaplayarak ve daha sonraları anahtar fosil soyların menşei kökeni ile karşılaştıran araştırmacılar, farklı fosil türlerinin sahip olabileceği pigmentlerin sayısını hesaplayabilmişlerdir. Daha karmaşık gözlere sahip olan fosil hayvanların daha fazla görme pigmentine sahip olduğunu ve Kambriyen devrindeki büyük yırtıcıların rengini görebildiklerini buldular.

Profesör Pisani ve Roberts’ıneski doktora öğrencisi Dr. James Fleming şöyle açıklıyordu: “Hayvan genomları ve dolayısıyla opsin genleri (farklı görme pigmentlerinin temelini oluşturur), gen duplikasyon işlemleriyle gelişir. Duplikasyondan önce var olan opsin ve pigment bir ebeveyn gibidir ve çoğaltma işleminden çıkan iki yeni opsin (ve pigment) soy ağacındaki çocuklar gibidir. Bu çocukların doğum tarihlerini hesapladık ve bu antik dünyanın, onu işgal eden hayvanlara nasıl göründüğünün anlaşılmasına verdi. Bulduğumuz fosillerden sadece birinin tek bir pigmenti ve monokromat olduğunu, yani bu fosiller dünyayı siyah-beyaz görüyorlardı oysa ikoniktrilobitler birçok pigmentin olduğu daha karmaşık gözlere sahipti ve büyük olasılıkla dünyalarını renkli görüyorlardı.”

Karmaşık gözlerin ve çeşitli görsel pigmentlerin kombinasyonları, hayvanların tek tek renklere göre farklı nesneler arasında ayrım yapmalarına izin veren şeydir. Şimdilik renk görüşü olarak bildiklerimiz bu bilgi ile sınırlıdır.

Profesör Roberts şöyle bir yorumda bulundu: “Bu hayvanların dünyalarının grilerden bugün gördükleri renkli dünyaya nasıl değiştiğini sadece birkaç milyon yıl içinde görmek ne kadar önemli?”

Bu soruyu önemseyen bilim insanları zaman içinde cevabı bulmak için çeşitli araştırmalara ön ayak olacaklardır hiç şüphesiz.

Story Source: Materials provided by University of Bristol. Note: Content may be edited for style and length.

Journal Reference: James F. Fleming, Reinhardt Møbjerg Kristensen, Martin Vinther Sørensen, Tae-Yoon S. Park, Kazuharu Arakawa, Mark Blaxter, Lorena Rebecchi, Roberto Guidetti, Tom A. Williams, Nicholas W. Roberts, Jakob Vinther, Davide Pisani. Molecular palaeontology illuminates the evolution of ecdysozoan vision. Proceedings of the Royal Society B: Biological Sciences, 2018; 285 (1892): 20182180 DOI: 10.1098/rspb.2018.2180

Kaynak: https://www.sciencedaily.com/releases/2018/12/181205093806.htm

Çeviri: Biyolog Yüksel SEZGİN

Eklenme Tarihi : 12 Aralık 2018

Yorum Yap