Moleküler Biyoloji & Genetik

Genlerin Eş Seçimindeki Rolü

Genlerin Eş Seçimindeki Rolü


Herkesin bir hayat arkadaşı var, bitkilerin, hayvanların, insanların… Peki acaba nasıl seçiyoruz bu canlıyı? Sadece fiziksel özellikleri mi, genler mi yoksa yaşam koşulları mı etkiliyor? Çoğu insan bu soruya yaşam koşulları ve fiziksel özellikler diye cevap verecektir ama genlerimizin eş seçiminde etkisi büyük. İlk olarak hayvanlardan başlayalım. Hayvanlarda genelde dişiler partnerlerini seçer, aslında partnerlerini değil de onların genlerini seçerler. Dişiler bu seçimi yaparken doğacak olan çocuklarının hayatta kalma şanslarını artırmaya yönelik davranırlar.

Tavus kuşunun tüyleri neden o kadar güzel hiç merak ettiniz mi? Tabii ki karşı cinsin ilgisini çekebilmek için ve bu sayede tavus kuşlarının tüyleri bu kadar güzel kalabilmiştir. Kuyruk ne kadar parlak olursa tavus kuşu karşı cinsin ilgisini o kadar çekebilir. Bu durum aslında diğer tüm hayvanlarda da aynıdır. Vahşi hayvanlarda da durum bundan farklı değildir; vahşi hayvanlar güçlü, hayatta kalabilen hayvanlarla çiftleşir ki doğacak olan çocuğa da o genler geçsin. Diğer bir örnek ise kuşlar, hiç bazı kuşların daha renkli olduğunu fark ettiniz mi? Peki acaba renkli olan kuşlar dişi mi erkek mi? Amaç dişileri çekip çiftleşmek olduğu için erkekler renkli olanlardır. Aslında bu durum erkeklerin ölme riskini artırır çünkü avcıların onları fark etmemesi imkansızdır (Shmoop Editorial Team, 2008). Bu riske rağmen yıllar boyu bu durum değişmemiştir. Tüm bunlar evrimin bir getirisidir.

Peki, insanlarda eş seçimi nasıl gerçekleşiyor? Avrupa İnsan Genetiği Derneği, 2009 yılında bu konuda bir çalışma paylaştı. Bu çalışmaya göre MHC’leri birbirinden farklı olan insanlar birbirlerini eş olarak seçiyorlar. MHC, kromozom 6’da yer alan ve çoğu omurgalıda bulunan geniş bir genetik bölgedir. Bu konu üzerine yapılan bir deneyde evli çiftlerin ve sanal olarak oluşturulan çiftlerin MHC benzerlikleri karşılaştırılmıştır. MHC benzerliği olmadığı anlaşılmıştır. Bu sayede çiftler arasında genetik farklılık olacaktır ve bu da endogami tehlikesini azaltır. Bu durum da çocukların genetik çeşitliliği artar ve ayrıca MHC bağışıklık sistemi üzerinde etkili olduğu için de birbirinden farklı özellikte olanları eş olarak seçmemiz çocukların bağışıklık sisteminin verimliliğini artıracaktır (European Society of Human Genetics,2009). Bir diğer etken de koku duygusunun yardımıyla eş seçmemizdir. Yapılan araştırmaya göre testosteron miktarını fazla olan erkekler daha çok eş olarak seçilir. Dişiler bu hormonun kokusunu alıp ona göre seçimini yaparlar. Yapılan bir deneye göre 10 erkeğe giydirilen tişörtler onları hiç görmeyen dişilere koklatılıyor ve seçimler genel olarak testosteron salgısı fazla olan erkek üzerine yoğunlaşıyor. Aynı deney bu sefer dişilere erkekler gösterilerek yapılıyor ve sonuç olarak yine aynı erkek büyük ölçüde seçiliyor. Bu durumun nedeni ise testosteron hormonunun fazla olması erkeklerde çene çıkıklığına ve kaşlarda çıkıklığa sebep olmasıdır. Bu durumda dişiler kokuyu almasa da fiziksel özelliklerinden bu hormonu tanıyabiliyorlar. Tüm bunlardan anlaşılacağı üzere genlerimizin eş seçimi üzerindeki etkisi büyük ve tüm bunlar evrimin bir sonucudur. Çünkü evrimde amaç dayanıklı genlerin bir sonraki jenerasyonlara aktarılmasıdır.

Yapay olarak ürettiğimiz bakteriler, tozlaştırdığımız bitkiler, bunların hepsini dayanıklılığının yüksek olması için uygun genleri seçerek üretiriz. Özellikle bitkilerde amaç daha çok verim almak ve dayanıklılığının yüksek olmasıdır. Son yıllarda özellikle bitkilerin genlerinde çok fazla değişiklik yapılmıştır. Ayrıca bazı bitkiler daha fazla üremek için arıların dikkatini çekecek şekilde evrimleşmiştir, mesela daha güzel görüntü, daha canlı renkler, daha uzun boy… Arılar bu bitkilerden öz toplarken tozlaşma ihtimallerini de artırır. Bu durum da daha avantajlı genlerin daha çok yayılması demektir. Görüldüğü üzere bitkilerde de daha evrimsel sürece katkı sağlayan genler vardır.

Eş seçimi hem genler hem de çevresel koşullar tarafından etkilenen bir durumdur. Örneklerden gördüğümüz üzere genlerimiz arasındaki benzerlik oranının az olmasını temel alan ve bu durumun doğacak olan çocukların genlerini olumlu yönde etkilemesi tüm bu olanların evrimin bir getirisi olduğunun bir kanıtı niteliğindedir. Hayvanlarda, insanlarda, bitkilerde ve diğer tüm canlılarda da amaç genetik olarak avantaj sağlayacak genin bir sonraki nesle aktarmaktır. Milyonlarca yıldır süren bu süreç günümüze kadar gelmiş ve hala devam etmektedir. Bu sayede canlılar tükenmiyor çünkü dünyanın koşulları sürekli olarak değişmektedir. 100 milyon yıl önceki durumla şu anki durum karşılaştırılamaz bile. Çevremizdeki her şey de buna uygun şekilde evrimleşmektedir, en uygun eş seçimi bile…

Referanslar

1. Shmoop Editorial Team. (2008, November 11). Biology Finding a Mate – Shmoop Biology. Retrieved April 18, 2019, from https://www.shmoop.com/animal-behavior/finding-mate.html

2. European Society of Human Genetics. (2009, Mayıs 24). Eurekalerthttps://www.eurekalert.org/pub_releases/2009-05/esoh-oa052109.php

Çeviren ve Derleyen: Ayşen ÇOTUK / MBG Bölümü Öğrencisi

Eklenme Tarihi : 20 Nisan 2019

Yorum Yap