Türkiye’deki Biyologların Yarını

1. Biyolog İstihdamı

Biyologlar, kamu ve özel sektörde istihdam edilmektedirler. Kamuda istihdam edilen biyolog sayısı mezun biyologların yaklaşık % 2-5’i civarındadır. Özel sektörde istihdam edilen biyolog sayısı kamu sektörüne göre daha fazladır. Özel sektör biyologların kendisini ispat edebileceği, mesleğini geliştirebileceği; bilgi ve becerisi doğrultusunda çok da iyi kazanabileceği bir ortamdır. Ancak özel sektörde iş bulmak oldukça zordur ve bulunan işte başarı sağlayabilmek de çok güçtür.

Kamu sektöründeki biyologların çeşitli sorunları vardır. Bunlar arasında kamu kurumlarına tahsis edilen biyolog kadro sayılarının yetersizliği, özlük hakları sorunları ve biyolog mesleğinin tanınırlığı sorunu sayılabilir.

Kamuda istihdam sorunlarının çözümü noktasında aşağıdaki öneriler sunulmaktadır.

– Biyolog istihdam eden kamu kurumlarında her yıl biyologluk mesleğini tanıtıcı girişimlerde bulunulmalı, basın yoluyla biyologluk mesleği hakkında farkındalık oluşturulmalı ve kamu kurumlarına istihdamın artırılması yönünde talepte bulunulmalıdır.

– Kamuda biyoloji ile ilgili bütün alanlarda (ar-ge, üretim, kontrol, denetim, analiz, yönetim, belgelendirme vb.) mutlaka biyolog çalıştırılmasının zorunlu hale getirilmesi ve biyoloğun yasa ile çalıştırılması sabit bulunan kamu ve özel sektördeki farklı meslek gruplarındaki personelin istihdamının önüne geçilmesi gerekmektedir.

– Belediyelerde biyologluk mesleği gereği yürütülen faaliyetlerde biyologların istihdam edilmesinin sağlanması konusunda Türkiye Belediyeler Birliği ile işbirliği yapmak ve/veya norm kadrolarda meslek ve yetki ayrımı ve tanımına dikkat edilerek biyolog kadrosunun artırılması yoluna gidilmesi gerekmektedir. Belediyelerde ilgili mevzuatla biyolog istihdamının atıf edildiği yerlerde bu istihdamın zorunlu hale getirilmelidir.

2. Mesleki Tanınırlık ve Kariyer

Biyolog (Seviye 6); iş sağlığı ve güvenliği, çevre koruma ve kalite gereklilikleri çerçevesinde; yetkisi dâhilinde ve tanımlanmış görev talimatlarına göre; biyoçeşitlilik ve ekosistemi koruma çalışmaları ile biyoteknolojik, mikrobiyolojik, biyokimyasal, moleküler biyolojik, genetik, histolojik, sitolojik ve patolojik çalışmalarda görev yapan, kültürel çalışmalara katkıda bulunan, endüstriyel üretim yapan ve mesleki gelişim faaliyetlerini yürüten nitelikli kişidir.

Biyolog (Seviye 6), canlı organizmalar ve ekosistem hakkındaki bilgiyi artırmak, yeni bilgiler ortaya koymak, hipotezleri test etmek, çevre, tarım, gıda, sağlık gibi alanlardaki problemleri çözmek, sağlık, eczacılık, tarım ve çevre alanlarında uygulamaya yönelik yeni ürünler, işlemler, yöntemler ve teknikler geliştirmek amacıyla laboratuvar ve sahada çalışmalar ve araştırmalar yürütür.

Elde ettiği verileri sağlık, çevre, tarım, orman, gıda, endüstri, turizm, denizcilik, biyoteknoloji, kriminoloji, nanoteknoloji, eğitim, doğal kaynak yönetimi, ekolojik planlama, ekolojik ekonomi, iş sağlığı ve güvenliği ve benzeri alanlarda uygulayan ve uygulatan, araştıran, inceleyen, analiz eden, üreten ve görev kapsamına giren alanlarda yetkisi dahilinde, kontrol eden, denetleyen, bu sonuçları rapor haline getiren, bu ve benzeri konu başlıklarında görevi kapsamında politika oluşturulmasına katkı sağlayan ve/veya politika oluşturulması için gerekli bilimsel altlıkları sağlayan meslek mensubudur.

Biyolog (Seviye 6), yetkisi dahilinde, görev kapsamına giren konularda, denetim, izleme ve kontrol çalışmalarını yürütür.

Biyolojinin anaçlığı da düşünüldüğünde, doğurmuş olduğu meslekler olması ve hatta her gün yeni meslek kolları ortaya çıktığı değerlendirilirse ve ortaya çıkan mesleklerin temel bilim yaklaşımında merkeze biyolojiyi aldığı görülmektedir. Bunun branşlaşma olarak görülmesi durumunda Biyologluk mesleğini seçmiş mezunlar açısından kendini ifade etmede zorluklar yaşanması sonuç olarak ortaya çıkmaktadır. Ayrıca ortak çalışma alanlarında birçok meslek grubu ile sorumluluk alma veya yetki konusunda çeşitli karmaşaların yaşandığı görülmektedir.

Meslekler arası rekabetin ortaya çıkmasında meslek mensuplarının çatı örgütleri olan oda veya derneklerin kendi aralarındaki ciddi rekabetin de payı bulunmaktadır. Hayatın her alanında rekabet etme duygusu ortak iş yapma yeteneği oluşmasını önlemekte ve bilimsel açıdan geri kalmışlığın en önemli sebebi olabilmektedir. Meslek bilinci; özellikle bilgi ve yeterliliği eksik olduğunu gördüğü konularda, destek göreceği ve yeterliliği olan mesleklerle birlikte çalışma yapmada engeli olmayan kişileri ön plana çıkarmaktadır.

Biyoloji alanındaki fırsatlardan dolayı meslektaşlarımızın işsiz kalma konusunda diğer meslek mensuplarına göre daha şanslı olduğu düşünülmektedir. Ancak tarihi gelişimi açısından en güçlü konumda olan mesleğimiz, bazı konularda fırsat yakalamış diğer meslekler tarafından çeşitli konularda arka planda bırakılmıştır. Siyasi veya vizyonel olarak geleceğimizin mühendislik temelli olarak gelişeceği algısı yüzünden araştırma ve geliştirme maalesef hep göz ardı edilmiştir.

Meslek odalarının, muhatap oldukları her ortamda mühendislik dışındaki meslekleri yok saydırmaya veya meslek odası bulunmayan fakat iyi organize olmuş ve çalışmaları takdir gören derneğimiz gibi diğer mesleklerin bağlı bulundukları sivil toplum organizasyonlarının etkinlikleri önüne engel çıkarma gayretleri maalesef gençler ve ülkemizin geleceği açısından oldukça olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.

Biyologların meslek, iş ve görev tanımları hakkında yaşadıkları mağduriyetlerin giderilebilmesi için gerekli çalışmalar ilgili kurumlar nezdinde dernek tarafından yürütülmelidir. Öncelikli olarak 26.01.2017 tarih ve 29960 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de (Mesleki Yeterlilik Kurumundan) “Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ” inde Ek-2’de yayımlanan “Biyolog (Seviye 6) Ulusal Meslek Standardı”’nda yer alan meslek tanımı ve meslek profili her platformda anlatılıp duyurulmalıdır.

Biyologlar mesleklerini icra ederken uzmanlık, uzman yardımcılığı, denetmen ve denetmen yardımcılığı gibi kariyerlerde görev yapabilmektedirler. Örneğin; biyologların bazı kamu kurumlarında denetmen yardımcısı, bazılarında ise uzman yardımcısı olarak istihdam edildiği görülmektedir. Ancak bazı kamu kurumlarında yukarıda sözü edilen kariyer kadrolarına biyologlar kabul edilmemektedir. Ayrıca biyolog istihdamının yapıldığı çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında biyologların görevde yükselme ile ilgili engeller yaşadığı görülmektedir. Bunlara ilaveten özel sektörde görev yapan biyologların maaşı, aynı görevi yapan kamu sektörü çalışanı biyoloğun maaşı esas alınarak düzenlenmelidir. Biyologların önündeki bu kariyer engellerinin kaldırılması için ilgili bakanlıklar nezdinde gerekli çalışmalar yürütülmelidir.

3. Biyologluk Mesleğinin Güçlü Yanları

1. Öğrenme ve araştırma becerisini kazandırması
2. Mikro ve makro ölçekte üretim ve araştırma becerisine sahip olunması
3. Sürdürülebilir bir meslek olması
4. Çalışma alanlarının geniş olması
5. Analitik düşünebilme yetisi kazandırması
6. Beklentileri karşılayabilecek meslektaş sayısına sahip olması
7. Üretim, kalite laboratuar vb. kanallara 1. elden hizmet verebilir bir meslek olması
8. AR-GE yapabilme potansiyeli ve yetisi yüksek olan bir meslek olması
9. Her alanda karşılaştığı sorunlara pratik çözümler getirebilme yetisi kazandırması

4. Biyologluk Mesleğinin Zayıf Yanları

1. Sektörde teknikerler ve teknisyen muadili bir meslek olduğu algısı
2. Meslektaşlarımızda ve sektörde sadece laboratuvarda çalışılabilen bir meslek olduğu kanısı
3. Biyoloğun çalışabileceği pozisyonlara diğer meslek unvanları ile ilanlar açılması
4. Sektörün beklediği nitelikte Biyolog profilinin yetişmemesi
5. Mezun durumdaki Biyolog adaylarının iş bulamayacağını düşünmesi, umutsuz olması
6. Yabancı dil eğitiminin yetersiz olması, Biyolog adaylarının yabancı dil öğrenmek istememesi ya da geç kalması,
7. Meslek mensuplarımızın sektörün beklediği güncel konularda kendini geliştirmiyor olması
8. Meslek mensuplarımızın iş hukuku, iş kanunu gibi konularda eksik olması
9. Üniversite-Sanayi işbirliğinin yetersiz olması
10. Yurtdışındaki meslektaşlarımız ile bilgi alışverişinin olmaması
11. Biyologluk mesleğinin sanayideki öneminin ve endüstriye katkısının ilgili taraflarca bilinmemesi
12. Odasız bir meslek olması

5. Biyolog Mesleğine Yönelik Tehditler

1. Biyologlarda meslektaşlık bilincinin çok zayıf olması
2. Biyologların mesleki konularda duyarsız olmaları
3. Biyologların mesleki hakları için mücadele etmemeleri
4. Biyologlarda mesleki sivil toplum örgütü bilincinin olmaması
5. Biyologların var olan yasal haklarının gitgide kaybedilmesi
6. İstemeden Biyolog olmuş kişilerin mesleğimizi karalaması
7. Kamudaki önemli pozisyonlarda olan meslektaşlarımızın sorumluluk almaması
8. Eğitim camiasında öğretmen olanların birçoğunun biyoloji öğretmenliği çıkışlı olmaları mesleğimize yönelik karalamalar yapması ve gençlerimize mesleği sevdirememesi
9. Üniversitelerde biyolog dışında ziraat, gıda mühendisliğinden vb. bölümlerden gelme akademisyenlerin olması kaliteli biyolog yetiştirmenin önüne geçmekte, hatta bu kişilerin bölümlerde yönetici olmaları daha da kötü sonuçlar doğurmaktadır.

6. Biyolog Mesleği İçin Fırsatlar

1. Devlet yetkilileri tarafından Ar-Ge merkezlerinin açılması, Türkiye Biyoteknoloji Enstitüsü’nün açılması vb. projelerin ve teşvik programlarının geliştirilmesi.
2. Mesleğimizin çalışma alanının geniş olması sebebiyle her geçen gün yeni iş kollarına olanak vermesi.

7. Biyologluk Mesleği ve Eğitimi Sorunları

a. Biyologluk meslek tanımı, standardı ve yeterliliği: 26.01.2017 tarih ve 29960 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de (Mesleki Yeterlilik Kurumundan) “Ulusal Meslek Standartlarına Dair Tebliğ” inde Ek-2’de yayımlanan “Biyolog (Seviye 6) Ulusal Meslek Standardı”’na göre biyologluk mesleğinin tanımı ve sınıflandırılması esas alınarak İŞKUR tarafından revize edilmelidir. Bu konuda İŞKUR ile iletişime geçerek gerekli düzenlemenin yapılmasını sağlamalıdır. Biyologluk mesleğinin yetki ve sorumluluk alanındaki görevler biyologlara tahsis edilmeli ve bu görevlere daha iyi yetişmiş kişilerin yerleştirilmesi açısından Biyologluk Yeterlilik sınavı yapılmalıdır. Bu aynı zamanda öğrencinin ders geçme hedefinin ötesinde o ders için belirlenmiş olan öğrenme çıktılarının da kalıcı olarak kazanılmasında etkili olacaktır.

b. Biyologluğun meslek olarak tanınırlığının arttırılması: Biyologluk, yetkileri yasayla tanımlanmış bir meslektir. Ancak Yüksek Öğretim Kurumu’nun 03.06.2005 tarihli kararına istinaden 2005-2006 eğitim-öğretim yılından itibaren diplomalara unvan yazılmaması sebebiyle halihazırda meslek tanımlarının çok iyi yapılmadığı ülkemizde biyoloji bölümü mezunlarının biyoloji lisans unvanı ile aldıkları diploma ile hangi yetki ve sorumluluklara sahip oldukları hususunda gerek işveren gerekse çalışan açısından belirsizlikler yaşanmasına yol açmaktadır. Bu durum “Biyologluk” unvanının yaygınlaşması ve bilinirliliğinin artması önünde bir engel teşkil etmektedir.

Fen ve Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümünden mezun olan öğrencilerin diplomalarda “Biyolog” unvanının yazılması, bu konuda atılacak adımlardan ilkini teşkil etmektedir. Ülkemizdeki meslek gruplarının birçoğunun görev ve yetkilerinin tanımlanmamış olması, bu meslek gruplarının biyologluk mesleğinin tutum, davranış, bilgi ve becerileri ile yapılabilecek işlerde görev ve yetki almaları, başta, gıda, çevre ve halk sağlığı gibi hayati konularda kamuoyu ve karar vericilerin yanlış ve eksik bilgilendirme ve yönlendirilmesine yol açabilmektedir. Biyologların, biyoloji ile ilgili konularda daha aktif rol alması, mesleğin tanınırlığını artırmasının yanında ülkemiz kaynaklarının verimli bir şekilde değerlendirilmesinde de katkı sağlayacaktır. Böylece, yasalarla tanımlanmış olan yetki ve sorumlulukların kullanılmasındaki karmaşa da ortadan kalkacaktır.

Günümüz endüstri ve kamunun ihtiyaçları doğrultusunda yetiştirilecek biyologların aidiyet duygusunun artırılması için çeşitli organizasyonlar yapılmaya çalışılmalıdır. Örneğin Biyologlar Dayanışma Derneği tarafından 3 yıl önce yapılmaya başlanan Ulusal Biyologlar Kongreleri başladığı günden bu yana çok büyük ilgi görmüş ve bu kongrelere katılan genç meslektaşlarımız bugün dernek organizasyonumuzda aktif olarak yer almaya başlamıştır.

Aidiyet duygusunun sağlanmasında ayrıca “Meslek Yemini”, “İlk Önlük Giyme Töreni” veya kariyer günleri vb. organizasyonların eğitim öğretim sürecine dahil edilmesi sağlanmalıdır.

Mesleki aidiyetin sağlanmasında en önemli husus, mevcut mesleki hak ve yetkilerin korunması, değişen/gelişen koşullar göz önüne alınarak kazanılmış hak ve yetkilerin meslektaşlarımız açısından kullanılmasının sağlanmasıdır.

c. Üniversitelerde kaliteli öğretim elemanı istihdamı: Üniversitelerde araştırma ve öğretim görevlisi istihdamı, kaliteli öğretim üyesinin kaynağını oluşturan araştırma görevlisi sınavları sübjektif değerlendirmelere açık bir sistemdir. Akademik yaşamda kaliteyi ve niteliği arttırabilmek adına yapılan sınavların yılda bir defa ÖSYM tarafından TUS (Tıpta Uzmanlık Sınavı) benzeri merkezi alan sınavıyla ve mülakatsız yapılması yararlı olacaktır. Merkezi olarak yapılacak olan bu sınavlar, lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimlerinin kalitesinin de doğrudan olmasa bile dolaylı olarak göstergesi olacağından lisans ve yüksek lisans eğitimlerinin daha kaliteli bir şekilde yapılmasına zemin hazırlayacaktır. Sınavların objektif olarak yapıldığına inanan öğrenci, başarısının muhakkak bir şekilde ödüllendirileceğini düşünecek ve derslerinde daha başarılı olmak için gayret gösterecektir. Bu tür sınavlarda alınan başarı notları, aynı zamanda özel sektör ve kamuda rekabetçi bir elemeyle istihdam edilen kadrolara eleman almak için de objektif kriterler olarak kullanılabilecektir.

ç. Öğrenci kontenjanları ve taban puan: Yükseköğretim kurumu öğrenci kontenjanlarını üniversitelerden gelen öneriler doğrultusunda belirlemektedir. Öğrenci alacak bölümler, kontenjan önerilerini bölüm kurullarında o bölümün imkânları doğrultusunda sağlıklı bir şekilde eğitim verilebilecek kapasiteyi göz önüne alarak belirlemektedir. Ancak çoğunlukla Yüksek Öğretim Kurumundan talep edilen bu kontenjanlardan daha fazlası tahsis edilmektedir. Özellikle uygulamalı bilimlerde, yüksek sayıda kontenjanların belirlenmesi, öğretim kalitesini düşürmektedir. Öncelikle bireysel çalışma yeteneği kazandırması gereken biyologluk eğitimi müfredatındaki laboratuvarların koşulların zorlaması nedeniyle grup çalışması şeklinde yaptırılması bu bireysel çalışma yeteneğinin lisan düzeyinde kazanılmasına imkan sağlamamakta ancak bu beceri yüksek lisans düzeyinde kazanılabilmektedir. Kontenjan sayısının yüksek oluşu altyapı yetersizliklerinin ötesinde teorik derslerin işlenmesinde bile sorunlar oluşturmaktadır. Bu sorunların en önemlisi çok öğrencili sınıflarda öğrencilerin öğrenme yeteneklerini geliştirecek bireysel çalışma, proje, küçük sınavlar vb. gerekli düzeyde yaptırılamamakta bu durum da öğrencilerin hedeflenen öğrenme çıktılarına ulaşılmasında engel teşkil etmektedir.

Kontenjan fazlalığı kökenli sorunların aşılabilmesi açısından Lisans öğrenci kontenjanları bütün bölümler için “öğretim üyesi sayısı x2” olarak belirlenmelidir. Kontenjan üst sınırı, öğretimdeki kalitenin arttırılabilmesi için, 50 öğrenci ile sınırlandırılmalıdır. Böylece bir biyoloji bölümünde öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısı en fazla 8 kişi olacaktır. Bu da dünyada kabul edilen ortalama sayıdır. Kontenjan sayısı belirlemek için başka bir kriter, uygulama yapılacak laboratuvarların kapasitesi olabilir.

Fen fakültelerinin büyük bir çoğunluğu son yıllarda öğrenci alamamakta, bölümlere yerleşen öğrencilerin de çok düşük ÖSYM puanlarıyla gelmelerinden dolayı öğrenci kalitesi oldukça zayıflamış durumdadır.

Fen fakültelerine gelen öğrenci kalitesinin artırılması amacıyla Mühendislik Fakülteleri için uygulamaya konan “taban puan” uygulaması aynı düzeyde Fen Fakültelerine de getirilmelidir. İlave olarak altyapı olanakları ve öğretim üyesi sayıları da dikkate alınarak Fen Fakültesi sayıları yeniden gözden geçirilmeli ve her coğrafik bölgede sınırlandırılmalı ve Sanayi ile entegre hale getirilmelidir.

İlk 5 tercihi içinde biyoloji bölümünü seçen öğrencilere burs verilmesi ve mezuniyet sonrası seçeceği bir alanda deneyim kazanması için 6 ay boyunca Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı veya İŞKUR tarafından maddi destek sağlanmalıdır.

Merkezi bir rolü olan biyoloji biliminin etkinliğinin arttırılabilmesi için biyoloji öğrencileri diğer alanlarla karşılıklı olarak çift ana dal ve yan dal konusunda bölüm başkanlıklarınca özendirilmelidir.

d. Öğretmenlik talebi: Biyologların kamuda istihdamı yeterli düzeyde değildir. Meslek ve görev tanımlamalarının bakanlıklar tarafından iyi yapılmamasından dolayı özel sektörde de bizzat biyoloji eğitimi almış biyolog tarafından yapılması gereken görevler için bu niteliklere haiz olmayan çalışanlar yetkili kılınmaktadır. Bu nedenle özel sektörde istihdam edilen biyolog sayısı olması gerekenin çok altındadır. Ayrıca biyologlar formasyon eğitimi alarak öğretmen olarak çalışabilmektedirler. Ancak zaman zaman formasyonla ilgili uygulamalar değişiklikler göstermekte ve öğrenciler gelecekte karşılaşabilecekleri durumları öngöremediğinden bu belirsizlik Fen Fakültelerini seçmelerini zorlaştırmaktadır.

Kamuda gerçek ihtiyaçlar tespit edilerek ilgili konum ve pozisyonlarda biyolog istihdamı planlı bir şekilde yapılmalıdır. Özel sektörde biyoloji ile ilişkili alanlarda biyolog istihdamı zorunlu tutulmalıdır. Doktora eğitimini sürdüren ancak herhangi bir sosyal güvencesi olmayan öğrencilere belirli başarı ölçütlerini sağlamak ve her yıl yeniden değerlendirilmek koşuluyla sigorta primi ve belli bir süre zarfı için işsizlik maaşı oranında teşvik verilmelidir.

Temel bilimlerde doktora eğitimini tamamlamış olanlara sınavsız öğretmenlik hakkı verilmelidir.

e. Temel bilim derslerinin verilmesi: Üniversitede okutulacak temel bilim dersleri Fakülte ve Yüksekokulların ilgili bölüm kurullarında karara bağlanmaktadır. Bu kurullarda ders dağılımları yapılırken çoğu zaman temel dersler yakın olduğu düşünülen alan uzmanları tarafından verilmektedir. Hali hazırdaki akademik ve idari yapılanma nedeniyle bu sistemin değiştirilmesi mümkün görünmemektedir.

Bütün Üniversitelerin Fakülte ve Yüksekokullarında okutulan temel bilim dersler (Biyoloji, Fizik, Kimya ve Matematik) Fen Fakültesi koduyla kodlanmalı ve Fen Fakültesi kodu bulunan derslerin Fen Fakültesi ilgili anabilim dalı tarafından verilmesi zorunluluğu getirilmelidir. Bu amaçla bizzat YÖK tarafından yapılacak bir alan araştırması ve komisyon çalışması yapılmalı ve takiben bir yönetmelikle Türkiye’deki bütün üniversitelerde temel bilim dersleri ve laboratuvarlarının nasıl yürütüleceği ile ilgili bir yönerge/yönetmelik hazırlanmalıdır.

f. Üniversitelerin yurtdışı tanıtımları: Yabancı öğrenciler ülkemizin hem uluslararası tanınırlığı açısından hem de üniversitelerimizin evrensel kurumlara dönüştürülmesinde önemli bir role sahiptir. Ülkemizde üniversitelerimizin diğer bölümlerinde olduğu gibi biyoloji bölümleri de bu kontenjanları yeterli düzeyde kullanamamaktadır. Yurtdışı öğrenci (yabancı) kontenjanlarının belirlenmesinde herhangi bir standart bulunmamaktadır.

Yurtdışından öğrenci alımı genel kurallara bağlanmalı ve Üniversitelerin yurtdışında tanıtılmaları için bir standart belirlenmelidir. Yurtdışı öğrenci kontenjanları belirlenirken yurtiçi kontenjanlar sınırlayıcı olmamalıdır. Üniversitelerin yurtdışı tanıtımları için bütçe kalemleri oluşturulmalıdır. Tercih edilebilirliği artırmak için burs/barınma ve bir yıllık Türkçe dil kursları imkânları sağlanmalıdır. Yabancı uyruklu öğrencilere verilen Türkiye burslarından temel bilim alanları için ayrılacak kontenjan fen fakültelerine yabancı öğrenci akışına katkı sağlayacaktır.

g. Lisansüstü eğitimde motivasyon: Biyoloji bölümlerinde özellikle son yıllarda lisans öğrencisi sayısının da azalmasına bağlı olarak lisansüstü eğitim ve öğretim için başvurular yeterli düzeyde değildir. Anabilim dalları için açılan yüksek lisans ve doktora kontenjanlarının birçoğu boş kalmaktadır.

Biyoloji bölümlerinde lisansüstü eğitim ve öğretimi teşvik etmek amacıyla, ek kaynak için, maliye bakanlığıyla gerekli yazışmalar yapılarak BAP aracılığıyla lisansüstü öğrencilere öğrencilik yaşamını sürdürebilecek düzeyde burs verilmelidir. Bu bursun statüsü TÜBİTAK projelerindekine benzer şekilde oluşturulmalıdır.

ğ. Biyoloji bölümlerinin kalite güvencesi: Ülkemizdeki üniversiteler Bologna süreciyle bir kalite güvence sistem yaklaşımına girmiştir. Ancak bu program bazında bir kalite güvence olup biyoloji eğitiminde çok önemli yer tutan laboratuvarların kalite yönetim sistemi ve iş sağlığı güvenliği programları oldukça yetersizdir.

Biyoloji bölümlerine kalite güvencesi, ISO 17025 ve OHSAS 18001 (ISO 45001), ISO 14001 standartlarına uygun ulusal (FEDEK, TÜRKAK, TSE vb.) ve uluslararası tanınırlığı bulunan akreditasyon kuruluşlarından yararlanılmalıdır. (Avrupa Birliği kapsamında kabul edilen ve uygulamaya sokulan AKTS ile Dünya’ ya açık hale getirildi üniversiteler ve bu AKTS’leri denetleyen kurumlar akreditasyon yapmaya başladı. FEDEK bunlardan bizim için geçerli olan kurumdur ve akredite olmayan bölümlerin kapatılması olumlu bir adım olacaktır. Dünya’ ya açıldığınız bir süreçte geride kalanlar ile yarışamazsınız.Eğitimin kalitesi arttıkça her şey düzelecektir.)

h. Biyoloji bölümlerindeki seçmeli dersler: Biyoloji bölümlerinde öğretim programlarında sunulan seçmeli derslerin belirlenmesinde değişik nedenlerden dolayı keyfi davranılmaktadır. Bu durum öğrencilerin bilgi, beceri, tutum ve davranış sergilemelerinde yetersizliğe yol açmaktadır.

Biyoloji bölümlerinde okutulan seçmeli derslerin; iş hukuku, iş sağlığı ve güvenliği, çevre koruma, meslek etiği, yönetim ve iletişim becerileri, kalite güvence ve akreditasyon (İyi Laboratuvar Uygulamaları (GLP), İyi Üretim Uygulamaları (GMP) İyi Hijyen Uygulamaları (GHP) gibi), girişimcilik, fikri ve mülki haklar (patent vb.) konularında yoğunlaşmalı ve bu konu YÖK tarafından oluşturulacak uzman komisyonları tarafından esaslara bağlanarak tavsiye kararı olarak bütün Üniversitelere bildirilmelidir.

8. Özetle;

1. Kamuda çalışan biyologların Ek Gösterge, Özel hizmet tazminatı ve ek ödemeler ile ilgili düzenlemelerin, ilgili kanun veya kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılarak, ya da Bakanlar Kurulu kararıyla düzenlenmesi gerekir.

Kamuda, biyolog istihdamının artırılmasına yönelik gerekli düzenlemelerin ise, birkaç adımda gerçekleştirilebileceği anlaşılmaktadır. Bunlar;

  •  Türkiye İş Kurumu’ndaki biyolog tanımının, “Biyolog (Seviye 6) Ulusal Meslek Standardı”nda yazılan tanımla değiştirilmesi ve İŞKUR meslekler rehberindeki biyologluk ile ilgili bilgilerinin güncellenmesi,
  • Biyolog istihdam eden kamu kurumlarında, her yıl, biyologluk mesleğini tanıtıcı girişimlerde bulunulması ve biyologluk mesleği hakkında farkındalık oluşturulması,
  • Kamu sektörünün bütün alanlarında biyologları ilgilendiren konularda, biyolog istihdamının zorunlu hale getirilmesi ve başka meslek gruplarının bu alanlarda istihdamının önüne geçilmesi,
  • Yapılacak işin niteliği ve yüklediği sorumluluk bakımından, biyologluk meslek tanımına giren iş kollarında, biyolog istihdamının zorunlu hale getirilmesidir.

2. AR-GE merkezleri açılmalı, biyolog istihdamı arttırılmalıdır.

3. Özel sektör donanımlı biyolog talep etmektedir. Bu anlamda üniversitelerin sektörlere yönelik nitelikli biyolog yetiştirilmesinde programlarını gözden geçirmelidir.

4. Biyolog, sadece laboratuvar çalışanı olarak algılanmakta, diğer görevleri göz ardı edilmektedir. Biyologların çeşitli sektörlerde üst düzeyde katkı ve verimlilik sağlayan bir meslek grubu olduğunu tüm paydaşlarla etkin bir şekilde paylaşılmalıdır.

5. İş sağlığı ve güvenliği, çevre ve tehlikeli madde güvenlik danışmanlarının görevlerini tarafsız ve bir şekilde yetkin yapabilmesi için, hizmeti karşılığı olan ücretleri, bağımsız kuruluşlar (işverenlerin oluşturduğu fon vb.) tarafından sağlanmalıdır.

6. İlgili bakanlıkların, iş sağlığı ve güvenliği, çevre hizmetlerinin denetleme ve ruhsatlama vb. faaliyetlerinde biyologlar etkin rol almalıdır.

7. Biyoloji bölümü, lisans öğrenci kontenjanlarının “öğretim üyesi sayısının iki katı” olarak belirlenmesi ve eğitimdeki kalitenin sürdürülebilmesi için, kontenjan üst sınırının 50 öğrenci ile sınırlandırılmalıdır.

8. Yurt dışından, lisans ve lisansüstü düzeyde öğrenci alınabilmesi için, daha etkin tanıtımların yapılmalı ve kolaylıklar sağlanmalıdır.

9. İlk 5 tercihi içinde biyoloji bölümünü seçen öğrencilere burs verilmeli ve bu öğrencilere mezuniyet sonrası seçeceği bir alanda deneyim kazanması için, 6 ay boyunca Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı veya İŞKUR tarafından maddi destek sağlanmalıdır.

9. Ayrıca;

1. 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’da biyologlara yer verilmesi sağlanmalıdır.

2. Sağlık Meslek Mensupları İle Sağlık Hizmetlerinde Çalışan Diğer Meslek Mensuplarının İş ve Görev Tanımlarına Dair Yönetmelik gereğince sağlık meslek mensupları ile sağlık hizmetlerinde çalışan diğer meslek mensuplarının iş ve görev tanımları yapılmıştır. Bu Yönetmelikte biyologlar için yapılan iş ve görev tanımının “Biyolog (Seviye 6) Ulusal Meslek Standardı”na göre yapılması sağlanmalıdır.

3. Tıbbi Laboratuvarlar Yönetmeliği’ne biyologların eklenmesi sağlanmalıdır.

4. Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği’ne biyologların tekrar eklenmesi sağlanmalıdır.

5. Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nda biyologların daha fazla gıda işletmesinde zorunlu personel olarak görev yapması sağlanmalıdır.

6. Gümrük ve Ticaret Denetmenliği Yönetmeliği’nde denetmen yardımcılığı giriş sınavına başvurabilecek meslek grupları arasında biyologların yer alması sağlanmalıdır.

7. Biyologların Teknik Hizmetler Sınıfında yer almaları sağlanmalıdır.

Yazan: Dr. Yalçın DEDEOĞLU